14 Mart 2010 Pazar

Pontiş'e Güzelleme


Sevgili Pontiş,

Senden ayrıldım ayrılalı hayatım çok karanlık ve mutsuz. Bu İstanbul ellerine düştüm düşeli, varlığını çaresizce arar oldum a benim Pontişim. İçine biner binmez en sevdiğim radyo istasyonunu öttürerek beni can-ı gönülden karşılayışlarını, şaşı bakan farlarına ve tombik tasarımına bakarak kahkaha attığım mutlu zamanları, güya bir aracı ya da yayayı uyarmak için tasarlanmış kornandan çıkan sevimli ama çocuksu "mip!" sesini özledim.

Bu İstanbul bana çok kötü davranıyor sevgili Pontiş! Ayaklarıma kara sular iniyor bu nalet kentin yollarında taban teperken. Tertemiz pırıl pırıl botlarıma çamurlu sular fışkırtıyor buranın kötü kaldırımları. İnsan güruhları beni metrolarda, tramvaylarda iteliyip öteliyor. Bana kötü kötü bakıyor buranın toplu taşım memurları sevgili Pontiş! Otobüs şöförleri işleyecekleri cinayet serisine ilk benimle başlayacakmış gibi görünüyor.

Burada yollar uzuyor da uzuyor, bitmek bilmiyor Pontiş! Seninle nasıl olduğunu anlamadan aştığımız o muhabbet dolu mesafeler burada beklerken öldüren saatlere, bitmeyen işkencelere dönüşüyor. Soğuk rüzgarlar beni oradan oraya savuruyor Pontiş! Ben ileri yürümeye çalıştıkça, rüzgar beni geri itekliyor.

Birlikte geçirdiğimiz mutlu zamanları hergün anıyorum Pontiş! Sol aynanı götüren tır şoforünü yolundan döndürüp ona meydan okuduğumuz heyecanlı günü, kış vakitleri buzda slalom yaparken paylaştığımız eve dönememe endişelerimizi, ellerimle doldurduğum halde beğenmediğin kasetin bandını makarna haline getirip geri tükürdüğün inatçı zamanlarını, teyzemi hastaneye yetiştirmeye çalışırken minnet duyduğum varlığını, acemi şöförlüğüm yüzünden poponu sıklıkla park demirlerine çarptığın günlerdeki sabrını hergün düşünüyor, seni anımsıyor, içleniyorum.

Seni çook özlüyorum sevgili Pontiş (ühü hü hü, fırk).

0 yorum:

Yorum Gönder