30 Temmuz 2011 Cumartesi

Suki Zillisinin Bahtına Düşen

Ellerimi havaya doğru isyan içinde kaldırıp "Nedeeeennnnn???" diye haykırdığımı biliyorsun değil mi sevgili blog?

Jim Morrison

Lise Yıllığında...

Kaptanım Ne Derse O Olur!

Michael Caine

1964

The Dark Knight Rices

Feeling a Little Better

Pastasal Çılgınlık

Eye of the Tiger

James Dean & Giant

James Dean son filmi Giant için kostüm testinde. Yıl 1955.
(James Dean in a costume test for Giant in 1955.)

Denizhanımkızceğizi

Sopa Üzerine Düşünceler

Malum, çağ vampir çağı. Resimdeki tek sorun vampir aşkıyla yanıp tutuşan genç ve salak kızlara yeterince hitab etmemesinde. Bence kazık değil kızılcık sopası sallandırılsaydı bu aparattan, Twilight kuşağını dövmek için daha başarılı bir fikir olurdu. Evet.

Gelin Olmuş Gidiyorsun

Kate Moss'un John Galliano tarafından tasarlanan duvağı. Pek başarılı.

Marilyn Monroe & Sammy Davis Jr.

26 Temmuz 2011 Salı

Leia Kazuleti vs Garibim Batman

Cins-i Latif

Dünyaya ayak basmış en estetik türüz. Bu doğru...

Gone With the Wind

Vivien Leigh and Clark Gable during the filming of Gone With the Wind in 1939.

Samantha Eggar & John McEnery

Yul Bynner'ın objektifinden. 1970.

Sev Beni Kuçusu

Makarnama sos olarak katıp yerim ki ben bunu!!!

M.M.

Four Seasons in One Tree

Dustin Öyle Diyorsa...

Miztır Depp ve Karakterleri

Tanrıyla İlişkiler

25 Temmuz 2011 Pazartesi

Kedilere Dekorasyon Önerileri

Past Tense

1860

J.D.

KarAdam

Michael Caine

with his parents...

Like A Boss

24 Temmuz 2011 Pazar

Yonca Tokbaş "Amy Winehouse@Dubai" 14 Şubat 2011

Amy Winehouse'un Dubai'de konser vermeye geldiğini duyduğum an çok heyecanlandım.
Müziğini çok seviyorum, çok! Kadının sesi, hayat hikayesi; düşüşleri, çıkışları, acıları onlarla baş edemeyişi her şeyi çok etkiliyor beni. Konser için bilet almaya gittiğimde, aynı gece Abu Dhabi'de Eric Clapton'un da konseri olduğunu öğrendim. Kısa bir tereddüt geçirdim. Sonra aynen şöyle düşündüm; Eric Clapton en az 10 yıl daha hayatta ama Amy sanki çok kısa bir hayat için aramızda.Garip bir duygu var içimde bu kadına karşı. Annelik duygusu belki. Bilmiyorum. Amy'e aldım biletleri ve çıktım Virgin'den.

Biletleri aldığım o dakikadan itibaren bir sürü şey düşündüm. Hatta umarım sahneye çıkar, umarım konseri bitirir, umarım ayakta durabilir, umarım başına kötü bir şey gelmez, umarım uyuşturucu vesaire derken Dubai'de hapse filan girmez, başına felaketler gelmez diye endişelendim.Daha yeni rehabilitasyondan çıkmış, temizmiş, iyiymiş lafları dolaşıyordu havada ve nedense ben, o “iyiymiş” haberlerine bile temkinle yaklaşıyordum kendi içimde.

Bu narincecik kadının halinin kime ve neye göre iyi olduğunu düşündüm durdum. Öyle kırılgan görünüyor ki o bana ve öyle zalim ki sanki hayat ona... Neyse işte. Bütün bu duygularla gittim konsere. Hatta ilk başta iki adet 15 dakikalık gecikme olunca, “Eyvah” dedim, “çıkmayacak galiba, bir şeyler oldu!” İnsanoğlu öyle garip ki, biletleri yakmayı göze alarak gitmiştim ben oraya. Öylesine vuruyor sesi beni. Ucundan acık duysam, görsem tamam. Oysa başkaları verdikleri paranın hakkını almaya gitmiş. Onlar da haklılar kendi dünyalarında.

Ama Amy sahneye geldiğinde, o küçücük kadıncağızın nasıl da zorlanarak şarkı söylediğini, minicik bir çekingen çocuk gibi insanlara bakamadığını, korku içinde tırnaklarına ve saçına dokunduğunu, hatta otizmli veya herhangi bir sorunu olan çocuk gibi sanki “Ben buradan inmek, gitmek, kaçmak istiyorum!” dercesine şarkıyı başından savmaya çalıştığını görünce, ağlamaklı oldum. Kendimi sanki bir arenada boğa güreşi seyreden korkunç bir insan gibi hissettim. Ya da şöyle demeliyim; sanki bizler pirinalardık sürekli aç, Amy de bizlerin önüne atılmış bir yemdi. Onu paramparça lime lime ettik. Hani sanki bir çocuğu sahneye koyarsınız da ne yapacağını bilemez, kaçmak ister ama kaçarsa öğretmenden azar işiteceğini bildiği için orada durmaya çalışır ya, işte öyle bir halde söylemeye çalıştıkça parçalarını; onu yuhalayan seyirci, beni daha da fena duygulara itti.

Parayı verdik bileti aldık

Her şey para! Her şey! Parayı verdik, bileti aldık, kadın söylemek, eğlendirmek, tatmin etmek zorunda. Oysa bence birileri onu bu zalim hayattan çekip almalı. Belki sadece CD'lere müzik yapmalı. Ama insan önüne çıkacak gücü yok. Gözünde alkış da yok, yuhalama da. Duymuyor o bizleri. Bence, o sahneleri, alkışları istemiyor. Bu dünyayla baş edemiyor. Edemedikçe de dibe vuruyor. Amy'i camdan bir fanus içinde korumaya almak istedim o tırnaklarını çekiştirip koparırken. Görmesin bu dünyanın dayanamadığı ağır yüzünü istedim. Belli ki baş edemiyor herkes gibi. Peki ne olacak sonra dedim... Amy pıt diye kayacak işte bir sürü kayan yıldız gibi. Sonra birileri zavallı hayatını belgesel yapacak, o da çok izlenip para olacak, CD'leri yok satacak, ardından ağlayan fanları filan olacak. Amy ise içindeki o belki hiç büyümek istememiş çocukla beraber, ne alkış ne yuhalama görmek bile istememiş ola ola, artık aramızda olmayacak.

23 Temmuz 2011 Cumartesi

Can We Rest Now?

Amy öldü be sevgili blog! Gözümüzün önünde, yana yana öldü. Oturduk bütün dünya. İzledik. Şimdi suçlu muyuz hepimiz? Artık suçlu ve yaşlanmış bir kuşak olarak çekilebilir miyiz köşelerimize?

"Büyük efsanelerin kıyısından geçmektir yaşlanmak. Biz kıyısından geçerken yaşamın, onlar erkenden gitmek için içinde yaşar..."

Adele "Chasing Pavements" (2008)

The Father

Cat-Ception

Rita Hayworth

Hadi Fotoğraf Çekinelim!

Masadaki Düşman

Kedi ve kuçu canlarınızı sizin...

Cleopatra

Elizabeth Taylor, Kleopatra ve Cesar'ın çocuğu Caesaion'u canlandıran kendi oğlu Loris Loddi ve diğer oğlu Charles Loddi ile birlikte efsane film Cleopatra'nın çekimleri esnasında. Yıllardan 1963.

(Elizabeth Taylor with her son Charles and Loris Loddi, who played Cleopatra and Caesar’s son Caesarion, during the filming of Cleopatra in 1963.)

Dean Martin İle Yemek Saati

Smoking

Joshua Petker (2010)

Last Tango in Paris

Bernardo Bertolucci, Marlon Brando and Maria Schneider on the set of Last Tango in Paris (1972).

Günün Diyaloğu

22 Temmuz 2011 Cuma

Marilyn Monroe with Tony Curtis

Bank

Onlar Kumsalda Oynar...

... Ben İşe Gider Ağlardım

A Walk in the Clouds

Anastasia

Ingrid Bergman on the set of Anastasia, photographed by Yul Brynner in 1956.

Extraordinary Life of Superheroes

Young David Bowie

Somewhere Over The Norway

Aurora Borealis